24/6/2007 - seni içimden terk ediyorum
Binmediğim hiç bir otobüs Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde Gittikçe azalıyor hayat Neyi erken yaşadıysam Hep ona geç kalıyorum Sana göçüyorum her sonbahar Yolların çıkmıyor aşkıma Unuttuğun yağmurların adı saklımda Seni içimden terk ediyorum
Susmaktan yoruldum Kuşlar ve şarkılar, bu şehri terk edeli beri Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM
Ne unutacak kadar nefret ettin Ne hatırlayacak kadar sevdin Yıkık bir duvar kadar bile Pişman değilsin biliyorum Beni hep bulmamak için aradın Yanılgımdın Yandığımdın Yangındın
Sensizliğe yenilmek Sana yenilmekten zor olsada Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak Seni içimden terk ediyorum
Şimdi İçimizde öldürülecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık Tamamlayamadık bizi Elinden tutmadım yanlızlığımın Saçlarımıda uzaklarına gömdün
İçimin mavisi senin okyanusundandı Al! geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim Sana bensizliği terkediyorum
"Yarime uzanmayan bütün dallarım kırlsın" demiştin giderken Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?
Ne tuaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda. "Ya öldür beni"dedim Ya da ğit benden. İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim. Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yarini Şafaklara sattın ihanetini Külüme basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi Benden İçimden Terkediyorum.
KAHRAMAN TAZEOĞLU
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/6/2007 - benim hiç senim olmamış gibi....
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa ...?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi.
Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gibi...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/5/2007 - .....
Saatler geçmez oldu yine.. Meğerse çabuk geçer bildiğim zaman geçmez olurmuş bir beklenen varsa..
Bekliyorum... Bıkmadan usanmadan.. Arada bir ah çekiyorum.. Sonra yine bekliyorum.. Ve bu böyle sürüp gidiyor günlerdir..
Kimselerle konuşmuyorum uzun zamandır.. Bana Onu bırak artık berbat görünüyorsun diyorlar..Sen bu aşkı tek başına yaşıyorsun, O seni sevmiyor diyorlar..Yıkılıyorum seni savunurken cümlelerimle..
Yine haksızlık ediyorum sana.. Anlamam gerekmez mi artık yaşadıklarını.. Çelişkilerini..
Hayatının ne kadar karmaşık ve ne kadar yalnızlıkla dolu olduğunu.. Aşk beni çok bencil yaptı sevgili..Ama sende beni anlarsın biliyorum..Hayatta tutunduğum bir küçük kuşum ,bir de kocaman adamım var.. Gerisi yalan..Gerisi boş..
O kadar sinmiş ki herşeyin üzerime ellerimdeki senin kokun, aklımda senin bakışların sanki..Saatlerce dalabiliyorum umarsızca uzaklara..Seni yaşatıyorum biliyor musun sen olmasan da yanımda..Çok sevdiğim bir şiir vardı tam aklımda değil sözleri.Ama bir yerinde ‘’ karşımdaki boş sandalyeni şereflendiriyorum her gece, sen olmasan da hayalinle’’ diyordu.. Benim yaptığım da bu işte..Seni sensiz yaşamaya o kadar alıştım ki şimdi tüm korkularım onuda kaybetmek
Eğer görebilseydin şimdi beni ‘’yine başladın mı abuk sabuk düşüncelerinle kavga etmeye’’ derdin biliyorum..Elimde değil bu kavgalar..Beynim neden yaratıyor bunları bilmiyorum..Bir yanım sana gözü kapalı bağlanmak için çırpınırken diğer yanım olmamalı diye mücadele veriyor..Ah ne zormuş..AŞK bu muymuş? Yaşım ilerliyor ve hala neler yaşadığımı bilemiyorum.. Keşke şu an yanımda olabilseydin diyoru inatla olamayacağını bilerek..İhtiyacım olan tek şey kokun.. Kokunla beraber götürüyorsun her defasında içimdeki huzuru …
Bir hayat bir insan üzerine kurulabilir mi bu kadar körü körüne.. Neden ve nasıl herşeyim olabildin..Ne yaptın bilmiyorum..Ve birşey de yapmadın aslında..Sen olduğun gibiydin her zaman..Tüm çelişkiler bende..
Kurtar beni artık..Ne olacaksa olsun..Ya varım de sonuna kadar ya da bitti artık de..Kurtar beni yaşadığım karmaşadan..Kendimden saklanır oldum sana açıldıkça..
Mutluluk yaramıyor bana sevgilim.. günlerdirr o kadar mutluydum ki şimdi neden kendimi kapana kıstırmak için uğraşıyorum bu kadar..Ve neden birden bire içim bulanmaya başladı yeniden..Seneler önce bir büyüğüm şunu demişti bana ‘’sen hiçbir zaman mutlu olamayacaksın’’ Ve ben çok gülmüştüm o zaman..Şimdi anlıyorum ne demek istediğini..Gözlerini ve kulaklarını en önemlisi de beynini kapamadıktan sonra mutlu olunamıyormuş gerçekten..Ya umursamamayı öğrenmeli hayatı ya da mutluluk peşinde koşmaktan vazgeçmeliymiş insan…
İkisi bir arada olamıyormuş..
alıntıdır..
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/5/2007 - seninle olmanın en güzel yanı...

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek. Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek. Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun? Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek... Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun? Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun? Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek. Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun? Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak. Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun? Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime. Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun? Nereden bileceksin? Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken. Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım. Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni.. Ama sen hiç benimle olmadın ki... YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...
CAN YÜCEL
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/1/2007 - kalan... hayaletten..
kulpsuz ve ağızsız ve yedi basamaklı bir merdiven gibi yerindedir Boğaz bir ilkçağ denizini yürür kürekler beklerim; hiçbir ses işitmeden bozmadan bağdaşımı iskete mihengine çentikler atarak (döndürerek başımın üstünde dünyayı) ve dokunarak kendi saçlarıma buzdan bir çarşamba günü
en güzel şebboylarını görürüm İstanbul'un sahanlığında.. ''Matmazel..öyle güzel gülüyorsunuz ki; size benzettim şiirimi..''
unuturum frenkçe bildiğimi taş bir çanaklığa geçerim gizlice uykunuzda uyurum ve kağıtlar uçururum havaya el çırparım Bitanya'nın delisi gibi bir Ceneviz sokağı olurum; sararımsaçağını,
dururum...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/12/2006 - Elimi Tut ve Bırakma

Sessizliğe yollama beni Ben kaybolurum oralarda Korkuyorum sessizlikten Kendime küsüyorum: yaptıklarımdan. Söz veriyorum Akıllı bir çocuk olurum. Ama Elimi tut ve bırakma.
Ben yalnızlığı seviyorum, Sessizliği değil. Beni kendinle yalnız bırak şimdi. Hayır! Hayır! Dur! Vazgeçtim. Sen kendini benimle yalnız bırak. Tut elimden ve beni parka götür Haydi Elimi tut ve bırakma.
Hıçkırıklarımı duyabilir misin bilmiyorum Ama yazıyorum. Yazdıkça ağlıyorum, Ağırlaşıyorum, Omuzlarım çöküyor En kötüsü aklım sessizleşiyor, Yavaş yavaş da kararıyor. Ben sessizlikten ve karanlıktan korkarım. Elimi tut ve bırakma.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/12/2006 - AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan`da Ganj Nehri`nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork`ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...
İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...
Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...
Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...
Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...
Aşkta yarın yoktur sevgili...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/12/2006 - DEMEDİM Mİ?
Demedim mi bu hasret bitirir seni Ay dolanır gider, yalnız kalırsın Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın Demedim mi yüreğim sevme!
İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz.... Geri dönen hangi güvercinin var? Senin hangi çiçeğini sakladı bahar? Demedim mi aklım, inanma!
Bir gün naza çeker kendini demedim mi? Görmesen zindana döner bu şehir... Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir Demedim mi gözlerim bakma!
Demedim mi bu ürperten sıcaklık... Bu taze güzellik kaybolur birgün? Sonra boşu-boşuna aranır, dövünürsün Demedim mi ellerim dokunma!
Demedim mi bir gün susar şarkılar Sesine ses veren rüzgar olur... istediğin kadar artık bekle dur... Demedim mi kulağım duyma!
Birgün çıkıp gideceği belliydi Ayan-beyan belliydi anlayamadın. Başka bir rüyada şimdi o adam Demedim mi kollarım sarma!
Bütün çektiklerim senin yüzünden Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden Ah! şimdi paramparça oldun binbir yerinden Demedim mi gururum kırılma!
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/12/2006 - yüreğimin yangın yeri oku!
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. " O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle O daha az sever seni, Senin O'nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. ilişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak... 'Can YÜCEL'
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Bir ölümün ardından tutulan yaslara hep siyah eklenirdi..
Ölü siyahla uğurlanırdı..Peki ben, Ben hangi yanımı öldürmüştüm..
Hangi yanımı hergün öldürdüm de bu denli siyaha büründüm..
Kategoriler
Arkadaşlarım
• yenibirgun • delimavii • Hüzün Didar YAREN • badiler
|